Makaleler

11Ara2016

Annenin Babaya Bakışı…

Ebeveynler arasındaki ilişkinin niteliği çocuğun bilinç seviyesini belirleme
potansiyeline sahiptir.

Anne baba arasında ters giden ne varsa çocuk bunu kendi problemi olarak algılama
eğilimindedir. Bunun böyle olup olmayacağı anne ve babanın problemlerini ele alış
biçimiyle orantılıdır. Problemler uluorta çocukların önünde yaşanırsa elbette bu
çocuklar için sorun olacaktır.

Bunu çocukların da problemi haline getirmemek anne babanın bilinç seviyesiyle
alakalıdır. Eğer anne ve baba dikkatsiz ve özensiz bir biçimde aralarındaki
problemleri çözmektense karşılıklı suçlamalarla, çatışmayla, kavga ve gerginlikle
yaşıyorsa ve aşamıyorsa çocuklar her halukarda bu olumsuz atmosferden
etkilenecektir.

Anne baba arasındaki etkileşimin negatif olması durumunda annenin çocuğun
babasına karşı olan olumsuz duyguları çocuğun bunları içselleştirmesi olarak ona da
aktarılır. Elbette tersi de geçerlidir. Annesi babasına sevgi ve olumlu duygularla bağlı
ise çocuk bu duyguları babasıyla yaşamaktan çekinmeyecektir.

Buradaki filtre annedir. Çocuk annesinin kalbinde olan şey neyse onu kendi duygusu
olarak yaşar ve bunun farkında dahi değildir. Annenin duyguları ile kendi duygularını
ayrıt edebilen çocuk yoktur. Annenin rahminde varlığının tohumlarının yeşermiş
olması nedeniyle çocuk kendi duygularını ve annesininkileri ayırt etmeden uzaktır.

Büyümek ve gelişmek, anneden kopma süreci olarak da ele alınabilir. İnsan
annesinden koparak ve ondan ayrışarak ancak büyüyecektir.

Elbette küçükken bir çocuk, bu evreleri geçememişken annenin duyguları babaya
karşı annenin duyguları ile sınırlanacaktır. Babayı sevmek konusunda bir birey olarak
özgür olamayacaktır. Çocuk için anne baba arasında bir uyuşmazlık varsa ve annesi
babasına sevgi ve saygı ile bakamıyorsa o tek seçenek olarak anneye bağlı kalır. Bu
her zaman böyledir. Bunun sebebi anne ile yukarıda açıklamaya çalıştığım doğal bir
bağının olmasıdır. Baba ile ise bağ sonradan gelişmiştir, gelişecektir.

Annenin bu anlamda gücü çok büyüktür. Ancak her güç sahibi gibi sorumluluk yükü
de daha çok anne üzerindedir. Anneye olan koşulsuz -ve bilinçsiz- sadakat çocuğun
omuzlarında bir yük halini alabilir. Çocuk annenin duygularıyla babasına bakmaya
başlayınca bunun bedelini de o ödeyecektir. Bu onun için çok büyük bir acımasızlık
olur.

Çünkü çocuk için ihtiyaç her iki ebeveyne de aynı mesafede olmaktır. Bu durumda
anneye karşı doğal bir bağlılık sergilerken çocuk gizliden babaya bağlı kalmak
zorunda kalacaktır. Ve örneğin baba alkolikse ve kadın için problem tam da buysa,
çocuk giderek alkolün pençesine düşecektir. Ki zaten babası da kendi annesine bağlı
kalıp babasına gizliden bağlı kalmıştır. O da o nedenle alkoliktir.

Yahut babasında belirli bir hastalık varsa onu da üstlenebilecektir çocuk. Babası
başarısıza iş hayatında o da ona sadık kalacak ve babasından daha başarılı
olmayacaktır. Belki babası çok çapkındır ve kız da erkek de olsa çocuk da babası gibi
olma adına ve içten içe annesini, bu sebeple babasını yargılamış olan annesini
cezalandırma adına o da çapkın olabilecektir.

Babasına yakınlaşmasına duygusal yahut fiziksel olarak izin verilmeyen çocuklarda,
özellikle kız çocuklarında yeme problemleri görülmesi çok sık rastlanılan bir şeydir.
Blumia ve anoreksiya hastalıkları annenin reddinin semptomlarıdır. Anne besini,
bedenin sağlığını ve sürekliliğini temsil eder. Ve annenin reddi bedenin reddine sebep
olur. Çocuk ya yediğini dışarı çıkartır, ya da hiç yiyemez… Anoreksiyada pek çok ç
durumda çocuk ölüme kadar gidebilir. Annenin verdiği hayat dahi tamamıyla
reddedilir.

Eğer çocuk kız ise annelik organlarını reddecektir. Bu da rahim, göğüs kanseri gibi
kadınlık organlarında problemlere dönüşebilir.

Erkek ise çocuk, kadınlardan nefrete, kadınlara karşı öfkeye dönüşecektir bu babayla
kopukluk. Kadınlarla sert ilişkiler, kadınlara saygısızlık vs. şeklinde tezahür edebilir.
Ya da anneden hiç kopamama ve anne ile sevgi-nefret ilişkisi şeklinde tezahür
edebilir.

İstanbul, Ankara ve İzmir’deki Aile Dizimi Etkinlikleri için BURAYI tıklayabilirsiniz

Özellikle erkek evladının babasını reddettiği için annenin çocuğunu, eşinin yerine,
idealindeki erkek gibi görüp o şekilde davranması çok sık rastlanılan bir durumdur.
Böyle bir durumda çocuk anneyi terk edemez. Tüm hayatını ona adar. Başka
kadınlara gidemez. Gitse bile aslında bağlı olduğu kadın her zaman annesidir. Tüm
enerjisini annesine verir…

Örnekler ve çeşitli durumlardaki yansımalar çok çeşitli şekillerde olabilir. Tek tek
anlatmak için bir yazı yahut makale yeterli değildir. Ancak genel dinamik, kız
çocuklarında kadınlık organlarını reddetmek, depresyon, uyuşturucu bağımlılığı,
yeme problemleri, her türden bağımlılıklar şeklinde görülebilmektedir.

Erkek çocuklarda da anneden kopamama, kadınlara saygı duyamama, erkek olarak
zayıf hissetme, depresyon, uyuşturucu, sigara, alkol gibi her türden madde
bağımlılığı, daha da doğrusu her türden bağımlılık (para, seks, iş, kumar, internet,
vs.) şeklinde ortaya çıkabilir. Ya da babanın tüm kötü alışkanlıkları, hastalıkları,
huyları gibi babayı simgeleyen neredeyse her şey erkek çocuk tarafından üstelinilir ve
içselleştirilir.

Bunlar için çocukların babalarını tanımalarına dahi gerek yoktur. Babasını hiç
tanımayan bir çocuğun annesi bir seans esnasında, oğlunun kendisine taksici olmak
istediğini söylediğini hatırlayınca şaşkınlığa düşmüştü. Babası Almanya’da bir taksi
şofürüydü ve çocuk hiçbir şekilde bunu bilmiyordu. Oysa annesi babasına saygı
duyamadığından onun mesleğini hiç çocuğa söylememişti. Çocuğunu yüksek okullara
yollamak ve çok iyi bir eğitimden geçirmeye çalışmasına rağmen çocuğun kalbi bu
tarz işlere kayıyordu…

Bu gibi olaylar ve durumlar sayesinde sistemik problemler defalarca kendisini
kopyalar. Anneler eşleriyle her ne problem yaşıyorsa bunu asla çocuklarına
yansıtmamakla yükümlüdür. Çocuklarının babalarını sevmelerine ve ona doğru doğal
olarak yakın hissedebilmelerine onay vermesi gerekir. Ancak bu teknik olarak doğru
olduğu için yapılacak bir şey değildir.

Hakikaten ve samimi bir şekilde anne çocukları için doğru babanın o olduğunu içten
bir şekilde hissetmelidir.

Bunu nasıl yapacak?

İşte bütün mesele de buradadır. Annenin çocuklarının babasını reddetme hakkına sahip
olmasına rağmen çocuklarının böyle bir hakkı yoktur. Çocukları babalarına
koşulsuzca bağlı iken kendisinin bağı ise koşulludur. Bunu akılda tutmalı ve
çocuklarının babalarına olan ihtiyacı ile kendisinin ihtiyacının aynı düzlemde
olmadığını anlayabilmelidir.

Bir sebepten o kişiyi hayatına alıp çocuklar yaptıktan sonra her şey ters gitmiş ve
birlikte olma sebebi yahut bizzat kendisi değişmiş olabilir. Artık bir arada olma sebebi
kalmamış olabilir. Ama çocuklar için herhangi bir sebebe ya da koşula gerek
babalarına bağlı kalmak için.

Kaldı ki o eşi kendisi seçmiş ve ondan çocuklar yapmıştır. Çocukların masumiyetini
ve kendi sorumluluğunu hatırlamak ve üstlenmekle yükümlüdür anneler. Babalarıyla
bir şeylerin ters gitmesinin bedelini çocuklarına ödetmek olur aksi davranışlar ve
sorumsuzluk… Bu da çocukların hayatlarını seçeneksiz ve annenin duygularından
oluşma bir hapishanenin içerisinde geçirmeleri anlamına gelir.

Anne kendi hikayesini ve çözümsüz bıraktığı her şeyi çocuğuna da miras bırakmıştır.
Çocuklarını da kendi hikayesinin figüranları haline getirmiş ve kendisini haklı
çıkartmak üzere onları kullanmıştır.

Unutmamak gerekir ki ebeveynler çocuklarına her baktıklarında eşlerini görürler. Ve
eşinizle her ne yaşıyorsanız çocuklarınız size eşinizle yaşadığınız şeyleri gösterecektir.
Eşinize saygı duymuyorsanız çocuğunuza da duyamazsınız. Eşinize sevgiyle.
Bakamıyorsanız çocuğunuza gerçekten sevgi hissedemeyeceksiniz…

Eşiniz size her ne yapıp ettiyse bu çocuklarınızı size armağan ettiği gerçeğini
değiştirmeyecektir.

Size verebileceği en kıymetli hediyeyi verdi. Sadece bunu görüp takdir etmek dahi her
şeyi yumuşatacaktır. Eşinize sen onlar için doğru ebeveynsin derseniz ve bunu
hissedebilirseniz çocuğunuz eşinize gitmekte özgür hissedecektir. Çocuklarımızdan
bu kadarını esirgemeyin…

Sangeet Erdoğan Şemsiyeci

  • 11 Ara, 2016
  • Sangeet
  • 2 Comments
  • aile dizilimi, aile dizimi, aile sergisi, ailedizimi, anne, baba, babaya benzeyen çocuk, çocuk, eşini reddeden kadın, neden çocuk babaya benzer,

Share This Story

Categories

Comments

Akin
Peki çocuk bu baskı karşısında ne yapabilir.
Sangeet
Akın, çocuk küçükken anneye bağlı kalacaktır. Büyükse zaten gizliden açık bir şekilde olana doğru babaya doğru meyledecektir. Eğer bunu yapamazsa erkek ise kadınsı bir halde kalacak ve zayıf hissedecektir. Diğer bir olasılık kadınlara öfkeli kalacaktır... Kadın ise annelikle ve kadınlıkla barışık olmayacaktır, ya da erkeklere yakınlaşma problemi olacaktır. Her iki durumda da çocuk zarar görecektir. Eğer çocuk yetişkin olmasına rağmen babasına yakınlaşamıyor ve onu almakta güçlük çekiyorsa terapi çalışmalarına katılması en iyi seçenektir. Katılamıyorsa aklına geldikçe fiziksel değilse bile manen babasını hatırlayıp kalbini ona açması içsel olarak mümkündür ve tavsiye edilir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir